Gök mavi, başak sarışın... Tadı ne güzel barışın. Karları ılık olacak Yarın yuvalarda kışın. On altı yaş kucağına Koşabilir yirmi yaşın Kanatları üzerinde Aşkın, dileğin, alkışın. Gök mavi, başak sarışın... Tadı ne güzel barışın! Fakat senin on savaşa Değer, ey yurt, bir karışın!... Devamını Oku
Doruk beyaz, dere mavi; Etekler, yeşil çuhadan.. Dağlar, koskoca dünyayı İkiye böler ortadan... Ki nesi kalır dünyanın Dağları çeksen aradan? Kartal, süzülür yuvadan; Yuvası vardır kayadan. Dağlarda kartopu diye Birbirine ay atan Kızlar... ki dudakları al... Alları, değil boyadan. Dağ uykulariyle mahmur Yüzlerini, gün doğmadan, Seyrederler, ya suyun ya Ayın tuttuğu aynadan. Yaratırken şu dünyayı Yeri, göğüyle yaradan, Dağı sahiden yaratmış, Geri kalanı şakadan! Kurtlarına helâl olsun Ne alırlars... Devamını Oku
Ne demekmiş “Yasak! ” İşiniz mi kalmadı Yapacak?Ne diye karışırsınız Saçımıza-başımıza, Bizi oyuncağınız mı sandınız Bakıp yaşımıza?Sebebini anlatamayacağınız çocukça bir devrin hevesinden Karşınızdaki en güzel portreleri Mahrum ettiniz çerçevesinden!Kim demiş, ki: “Başörtüsüydü o! ” Başımızın -renk renk- Süsüydü o!Altında saçlarımız, Arkadan, ne hoş sarkardı; Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır... Kimimizde, su olup akardı! Şu, bu nâmına “Yasak! ” demiş Bulundunuz, tezelden; Ne olurdu, anlasayd... Devamını Oku
Yazan yolcugidiyor | 30.Kas.2008 15:08:56 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 1228 | Yazdır | Gönder | Word
Kubbeler Arif Nihat AsyaDün başlar seferber, eller seferber,Kurşun eritildi, mermer çekildi.Bunlar, bu kubbeler, bu minarelerAkçayla olacak şeyler değildi.Böyle bir gemide yendi suyu Nuh.Ve bu yelkenlerle kanatlandı ruh.Taşıtıp kalyonla pırlanta, inciAbide haline koydu sevinci.Gergefle işleyip bir inci sultanKi çiçek verirdi saksıya koysan.Bulabildinse ey yolcu yerini,Hepsinin altında altından bir ay.Seyret İstanbul’un camileriniMinare minare, kubbe kubbe say!Açılır masmavi burada gökyüzüGümüşte... Devamını Oku
Kubbe-i Hadra Arif Nihat AsyaKimi, boşlukta sızar asude;Kimi, bekler gecelerden seheri..Farkı yoktur gecenin gündüzden,Ne çıkar yanmasa ufkun feneriTunç taslarda içerler kaderiBu ecel şerbetinin bekrileri.Kim bilir, belki giden yolcularınBu sefer son seferiSisli gözlerde cihetler silinir,Kimsenin kimseden olmaz haberiNe semavatı görürler, ne yeriBu ecel şerbetinin bekrileri.İçlerinden biri vardır ki abaBilerek sırtına çekmiş kederiYolda lakin onu dimdik yürütürBelde imanının altın kemeriGecenin,... Devamını Oku
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü Kız kardeşimin gelinliği, Şehidimin son örtüsü, IŞIK ışık dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum Senin destanını yazacağım, Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım, Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım, Dalgalandığın yerde ne korku ne keder, Gölgende bana da bana da yer ver. Sabah olmasın günler doğmasın ne çıkar, Yurda ay yıldızının ışığı yeter, Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün, Kizıllığında sığındık, Dalgalardan çöllere düşü... Devamını Oku
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek; Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden.... Senin de destanını okuyalım ezberden... Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini... Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini... Devamını Oku
çocuk, çok sevdi ağacı... Verirdi ona, her kış çiçekleri olaydı! Ağaç, çok sevdi çocuğu... öperdi altın saçlarından Dudakları olaydı! Ve ona öptürmek için, Eğilirdi yerlere kadar; Yanakları olaydı! Dökerdi önüne hepsini Gümüşten, altından, sedeften Oyuncakları olaydı! Ve çocuk gittikten sonra, Böyle kalır mıydı ağaç? Ne olurdu onunda Bacakları olaydı, Ayakları olaydı!... Devamını Oku
İlk kundağın Ben oldum, yavrum; İlk oyuncağın Ben oldum. Acı nedir Tatlı nedir... bilmezdin Dilin damağın Ben oldum. Elinin ermediği Dilinin dönmediği çağlarda, yavrum Kolun kanadın Ben oldum Dilin dudağın Ben oldum. Belki kıskanırlar diye Gördüklerini Sakladım gözlerden Gülücüklerini... Tülün duvağın Ben oldum! Artık isterlerse adımı Söylemesinler bana 'Onun Annesi' diyorlar... Bu yeter sevgilim bu yeter bana! Bir dediğini iki Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki Ve seni öyle sevdim sana O kadar ı... Devamını Oku