Bugün 22.05.2012     Online (130) Kişi     İletişim     Reklam     Künye     Link Ekle     Ana Sayfam Yap     Sık Kullanlanlara Ekle
AnasayfaVideolarFaydali BilgilerilahilerRadyo-TvYazilarMobesalarOyunlarOtellerRüyalarZDefter
        Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -  CANLI DESTEK
Faydali Bilgiler Anasayfasi
»Diger Kategoriler
» Faydali Bilgiler Ara

Başlıklarda : Açıklamada :
» Faydali Bilgiler Kategorileri
Kategoriler 18
Cografya 343
Hayvanlar 37
Bilim 13
Tasarim 3
Tarih 64
Biyografiler 85
Genel 358
Ülkeler 19
Matematik 9
Turizm 2
Bitkiler 57
Saglik 65
Hukuk 15
Din 21
Edebiyat 36
Ekonomi 25
Teknoloji 6
» Facebook Begen
 » Son Yorumlar
çok kısa bir metin
biraz iyi :)
güzel bir sayfa fakat yeterli bilgi
ooooo süper
sagolun :) ödevime çooook yardimci
Tesekurleeerr
yardimci oldu ödevde
biraz daha bilgi eklenirse bence sy
» Faydali Bilgiler İstatistikleri
» Ust Kategori (1)
» Alt Kategori (18)
» Faydali Bilgiler (1158)
» Okunma (248626)
» Yorum (43)
» Toplam Adettir
 
» Aruz nedir Aruz kaliplari cesitleri aciklamasi anlami Önceki  Sonraki

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

ARUZ

islamiyet dairesi içine giren milletlerin edebiyatlarinda yer alan siir ölçüsü. "Yön, çadir diregi, dar yol, bulut, ölçü ve örnek olan sey" gibi baslica manalari yaninda, beytin ilk misrainin sonlarina da aruz denmistir. Beyt "ev ve çadir" demektir. Çadiri ayakta tutan ölçüdür. Bu bakimdan, çadir diregi en uygun manadir.

Önceleri Arap siirinde açik ve belirgin sekilde olmayan aruz veznini edebi bir ilim olarak imam Halil bin Ahmed 701-775 (H.81-155) tedvin etmis, sistemlestirmis, böylece nazim ilmi kurulmustur.

Aruzda harflerin harekeli ve sakin olusu göz önüne alinmis, kisa ve uzun hece ayrimi yapilmistir. Bu hecelerden cüzler, cüzlerden de vezinler ortaya çikmistir.

Cüzler, kisa ve uzun hecelerin belirli sayida bir araya gelmesinden ortaya çikar. Buna “tef’ile” de denir. Vezindeki parça ve bölüme “tef’ile” veya “cüz” denmektedir. Tef’ilelerin birlesmesinden de vezinler ortaya çikmistir.

imam Halil aruzun esasi olmak üzere 8 tef’ile tesbit etmistir. Bu cüzlere “efa’il ve tefa’il” adi verilir. Bunlar: 1) Feulün, 2) Failün, 3) Mütefailün, 4) Müstefilün, 5) Mefailün, 6) Failatün, 7) Müfaaletün, 8) Mefulatü cüzleridir.

Arap Edebiyatinda Nazim

Araplardaki ilk nazim sekilleri olarak görülen recez ve kasid’in birinci beytleri mutlaka kafiyelidir ve nazim; ahengini, vezin ve kafiye gibi iki temel unsurdan alir. Ayrica kelimelerin misra ve beyt içinde seçilerek yerine konulmasi üçüncü bir sebeptir. Araplar kasidenin yaninda en çok recez nazim sekillerini kullanmislardir. Zamanla islam dairesine giren milletlerin edebiyatlari ile temasta bulunmalari, konularda çesitlilik, “rubai” ve “mesnevi” gibi yeni nazim sekillerinin ortaya çikmasina sebeb olmustur.

islam medeniyeti dairesine giren milletler bu medeniyetin sundugu degerleri almislar veya az çok degistirerek kendi bünyelerine uydurmuslardir. Her millette siir olduguna göre bu dairenin içine girinceye kadar, bu milletler kendi ölçü ve birimlerini de getirmislerdir. Bu dairenin içine ilk giren millet iranlilardir. Daha sonra Türkler, Hintler ve diger bazi milletler de dahil olmustur. iste aruz iran’a bu sekilde geçti ve iran siirinin, bilhassa islamiyeti kabulden sonra ortaya çikan yeni Farsça diye adlandirilan devrin siirde veznini teskil etti.

Ses yapisi ve hece teskili bakimindan Farsçanin aruza daha kolay adapte oldugu görüldü. iran nazmi, Arap nazim birimi olan beytin yaninda, islam öncesi edebiyatinda oldugu gibi, misrai birim kabul etti. Ayrica aruz, iran edebiyatinda bazi degisikliklere ugradi. Fars zevki, Arap siirinin bazi bahirlerini kabul etmeyerek, bir seçme ve tercihte de bulundu.

Her millette oldugu gibi Türklerde de islamiyetten önce siir vardi ve vezni parmak hesabi denen hece vezni idi. islam medeniyeti içine girince, hece yaninda aruz da kullanildi. Ancak Türkler aruzu dogrudan Araplardan degil, iran yolu ile aldilar. Ayrica her iki milletin nazim sekillerini de kullandilar. Farslarda oldugu gibi Türklerde de nazim birimi misra idi. Türk edebiyatinda aruz, intibak devrinde büyük bir eser olan Kutadgu Bilig’de görüldü. Burada sehname’de oldugu gibi "Faulün, Faulün, Faulün, Faul" vezni kullanilmisti. Dikkat edildiginde bu veznin milli vezin olan heceye yakinligi hemen görülür. islam öncesi devreden günümüze kadar gelen hece vezni içinde on bir heceli vezin en çok kullanilanlar arasindadir. Kutadgu Bilig’de de ise buradan baslanmistir. Zaten eserin içindeki dörtlükler nazim seklinde de eskiye yer verildigini açikça göstermektedir. Buradan hareketle edebiyatimizda tuyug, murabba ve sarki gibi nazim sekillerinin ortaya çiktigi da bir gerçektir. Hatta halk edebiyati sairleri her iki vezne de yer vermislerdir. Yunus Emre gibi sairler ise hece ve aruzla siir yazdilar. Ayrica on yedinci asir sairlerinden Asik Ömer ve Katibi gibi sairlerin de her iki vezni kullandiklari görülür. Bu ikili durum daha sonraki asirlarda hem divan, hem de halk sairlerinde devam edecektir.

Türk edebiyati içinde aruzun yerlesmesi ilk zamanlar Farsça ve Arapçayi bilen, yüksek tabaka da denen havass arasinda görülmüstür. Bunlar ise; ilk önce bildikleri yabanci dilde ve aruz vezni ile siirler yazmakla baslamislardir. Farsça, kolayligi ve Türkçe ile ayni bölgede bulunup yan yana yasamasi sebebiyle Arapçaya galebe çalmis, böylece ilk siirlerde Farsça yer almistir. Daha sonra Türkiye Selçuklularinin son devirlerinde yavas yavas ortaya konan mülemmalar, belki bir noktada Türkçeyi aruza alistirmis, neticede okur-yazar zümresi aruzu Türk siirine getirmistir. Ancak Hoca Dehhani gibi saray sairleri Farsçaya hakim olduklarindan, Türk siirine dogrudan dogruya aruzu getirmeyi basarmislar ve aruzla gazeller yazmislardir. Böylece aruzun nazma tatbiki baslamis ve bu konuda yazilan eserler daha sonra verilmistir. On besinci yüzyildan itibaren aksamadan devam eden aruz vezni, 19. yüzyilda en mükemmel sekle ulasti. Hatta tiyatro eserlerine bile uygulandi. Edebiyat-i Cedide ve onlari takib eden Fecr-i Ati topluluklarinda serbest müstezada bile tatbik edildigi görüldü. Ancak 19. yüzyilin sonunda, aruzun mükemmel sekle ulastigi bir zamanda, heceye ragbetin artmasi ile aruz hakkinda münakasalar ortaya çikti ve bu vezne, karsi bir hareket basladi. Halbuki Türkçe en basarili aruz örneklerini bu devrede veriyordu. Milli edebiyat cereyaninin heceyi öne geçirme gayreti aruzu geride birakti ve bu veznin en son temsilcisi Yahya Kemal oldu.

Aruz vezninin esasini hecelerin mahiyet ve durumu (uzunluk-kisalik, kapalilik-açiklik hususlari) teskil etmektedir. Aruz vezninde, hecelerin sayisina bakilmaz, kalitesine (keyfiyetine) önem verilir. Bu bakimdan aruz, keyfi (qualitatif) bir ölçüdür. Halbuki hece vezni sayiya bagli olup, kemmi (quantitatif)dir.

Aruzda hece çesitleri:

1. Açik heceler - Kisa heceler; De-re, di-ri, a-da, i-ni, i-sik, a-li gibi.

2. Kapali heceler - Uzun heceler; Has-ret, ha-la, ha-li, sen-sin, ley-la, sa-ba, se-sin vs.

3. Bir buçuk (kapali ve açik-uzun ve kisa) heceler; derd, di-yar.

Yalniz, kapali uzun hece n ile biterse, bir uzun hece kabul edilir. Bir buçuk hece (– .) olmaz: Ci-han, derun, dil-hun, ner-min, der-man, han-man, ta-nin, zer-rin gibi. Az da olsa aruz kaidesi disina çikarak, bazi sairler bu durumdaki bir heceyi bir buçuk olarak kullanmislardir.

Bir de misra sonundaki hece, açik olsa bile, kapali hükmündedir. Söy-le, se-se gibi.

Aruzdaki hece durumu göz önüne alininca, Türk dilinde hecelerin daha çok açik tarafta kaldigi görülür. Bunun yaninda Türkçede kapali hece meydana getiren uzun seslerin bulunmayisi, Arapça ve Farsçaya göre, Türk nazminin aruza uymasinda bir hayli geride kalmasina yol açmistir. Bu iki dile nisbetle Türkçede aruz bazi hususlari da beraberinde getirmistir. islami daire içine giren Türkçe, bir taraftan kültür ve inanç kelimelerini alirken, uyumu saglayabilmek için kendi içinde de bazi hususlara yer vermistir. Bilhassa 16. yüzyila kadar geçen üç yüz senelik bir zamanda bu durumlar oldukça fazla görülmüs, bir yandan aruza uydurulmada kendine göre hayli yol almis, diger taraftan yabanci dillerden alinan kelime ve tamlamalar gitgide Türk siirini daha da ileri götürmüstür. Aruzla söylenen Türk siirinin ahengindeki bu düzelme, zamanla daha da gelismesine ragmen asagidaki hususlar görülegelmistir.

Aruzun Türkçeye tatbikinde görülen belli basli hususlar sunlardir:

1. Vasl: Ulama da denilen bu husus, sessizle biten bir kelimeden sonra, sesli bir harfle baslayan ikinci bir kelime arasinda görülür. Bu, kapali bir hecenin açilmasi içindir.

Allah/ adin zikr idelüm evvela

Vacib/ oldu cümle isde her kula.

beytinde veznin “failatün” olmasi için Allah ve vacib kelimelerinde görülür. Aslinda (-) iken ulama yapilinca, (Allahadin, vaciboldu) (- . - -) durumuna düser ve kapali hece açilmis olur.

2. imale: Buna uzatma da denir. Kisa ve açik bir hecenin uzatilarak kapatilmasidir. Dilimizde uzun ses bulunmadigi için Türkçe kelimelerde görülen bu durum aruz için bir hata sayilmasina ragmen, göz yumulmus ve hemen her sairde görülegelmistir.

Ben didükçe / böyle kim kil / di Nedim'i/ natüvan

Gösterür engüst ile meclisteki mina seni

- . - . /- . - -/. . - ./- . - (Ben didükçe böyle kim kildi Nedim'i natüvan) misrai; (- . - -/- . - -/- . - -/- . -) Ben didükçe böyle kim kildi Nedim'i natüvan) sekline çevrilmistir. Ayrica ikinci misradaki, meclisteki kelimesinde yine son hece (-ki), (-ki) olarak uzatilmis ve bir baska imaleye yer verilmistir.

3. imale-i memdude: Med adi da verilen bu uzatma asil imaleye nisbetle sesçe daha çok uzatilir. Arapça ve Farsça kelimelerde bulunan bir uzun heceyi, bir uzun bir kisa olmak üzere, iki hece seklinde okumaktir. Az olmakla birlikte Türkçe kelimelerde de rastlanir. Sadece uzun hecelerde degil, sonu iki sessizle biten hecelerde de imale-i memdudeye yer verilir. Hece sonlarindaki elif-nun harflerinden sonra yapilirsa aruz için kusurdur. Böyle olmakla birlikte en meshur sairlerimiz bile buna göz yummuslardir.

Nedim:

Nazdan hamussun yoksa zebanin duymadan

istesen bin dastan söylersin ebrularla sen

derken, (naz) ve (mus) hecelerinde imale-i memdude denen iki adet bir buçuk heceye yer vermistir. Ayrica ikinci misradaki dastan kelimesinde, ilk hece (das) seklinde okunarak imale-i memdudeye yer verilmistir. Yine Fuzuli’nin:

Ask derdiy/le hosem el / çek ilacum/dan tabib

— . ——/— . — —/ — . ——/— . —

 

Kilma derman/ kim helakim/ zehr-i derma/nindadur

— . — —/ — . — —/ — . — —/ — . —

Üç failatün bir failün cüzünden meydana gelen beytin birinci misraindaki ilk cüzünde bulunan ask (– .) kelimesi bir buçuk hece alinmistir. Ayrica seyh Galib:

Ey Hizr-i fütadegan söyle

Bu sirri idüp iyan söyle

Ketm etme yegan yegan söyle

Gam defterinin tamami yok mu?

derken;

Mef u lü / me fa i lün / fe u lün

— — . / . — . —/ . — —

vezninde söyledigi tardiyenin ilk üç misrasindaki fütadegan, iyan, yegan kelimelerinde son heceler hep bir buçuk hece (– .) degerinde kullanilmistir.

Türkçe kelimelerde de bir buçuk heceye yer verilerek imale-i memdude yapildigi görülmüstür. Bôl bol, bir bir kelimelerindeki birinci hecelerin söylenisi gibi.

4. Zihaf: Arapça ve Farsçada yer alan ve uzun okunmasi gereken heceleri kisa okuma olup, mühim bir aruz kusurudur. Baki’nin:

Bas egmezüz edaniye dünya-yi dun içün

Allahadur tevekkülümüz i’timadumuz

"Mefulü failatü mefailü failün" veznindeki bu beytinde ilk misrainin ikinci cüzündeki edaniye kelimesinin üçüncü hecesi zihaf için edaniye seklinde okunmustur.

Türk siirinde hezec, recez, remel, muzari, müctes, hafif, mütekarib bahirlerine ait kirka yakin vezin kullanilmistir. Yalniz bu vezinler kullanilirken, bazilari bir kisim nazim sekillerinde yer almistir. Bunun yaninda, yukarida da zikrettigimiz gibi, hece veznine uygun vezinlere öncelik verilmistir.

siirimizde En Çok Kullanilan Aruz Kaliplari sunlardir

1. Me fa i lün me fa i lün me fa i lün me fa i lün

. – – – / . – – –/ . – – –/ . – – –/

Sakin terk-i edebden kuy-i mahbub-i Hudadur bu

Nazargah-i ilahidür makam-i Mustafa'dir bu

Nabi

Celaleddin-i Rumi'den dehen tolup olup pür fen

Bilüp ahbar-i ahbari tolu esrar-i didaram

Muini

Hayal-i yar ile her seb benim rü'yalarim vardir

Basumda say-i zülfünden uzun sevdalarim vardir

semsi

2. Me fa i lün me fa i lün fe u lün

. – – – / . – – –/ . – –

Sunulmadi bana kahve dime sen

Nasibün var ise gelir Yemen'den

Nabi

3. Mef u lü me fa i lün mef u lü me fa i lün

– – ./ . – – –/ – – ./ . – – –/

Tiz olma te'emmül kil her hale tahammül kil

Allah'a tevekkül kil tedbiri bozar takdir

Kemalpasazade

4. Mef u lü me fa i lü me fa i lü fe u lün

– – ./ . – – ./ . – – ./ . – –

Yelkenle gelür baga levendane benefse

Tüller takinir basina merdane benefse

semsi

Tuti gibi hos nükteler ögretdi zekanin

Baki gibi üstad-i sühen-pervere cana

Baki

5. Mef u lü me fa i lün fe u lün

– – . / . – . – / . – –

Dil hasret-i gamla lal kaldi

Galib gibi bi-mecal kaldi

Gönderdigim arz-i hal kaldi

Elan bir ihtimal kaldi

insafin o yerde nami yok mu?

seyh Galib

6. Müs tef i lün (Dört adet)

– – . –

Karsinda ben pervaneyim sen sem'-i tabansin bana

Askinla ben divaneyim sen afet-i cansin bana

Kanuni (Muhibbi)

7. Müs tef i la tün (iki adet)

– – . – –

Gencinen olsam viran idersin

Ayinen olsam hayran idersin

seyh Galib

8. Müf te i lün me fa i lün

– . . – / . – . –

Ask ile kendüden gider asika bir nida gelür

Yazusi yok kitab okur alim olur çika gelür

9. Fa i la tün fa i la tün fa i la tün fa i lün

– . – – / – . – – / – . – – / – . –

Mürde ihya eyledin ey can safa geldün safa

Eyledün giryanuni handan safa geldün safa

semsi

10. Fe i la tün fe i la tün fe i la tün fe i lün

. . – – / . . – – / . . – – / . . –

Doguyor ömrüme bir yirmi sekiz yas günesi

Sana baktikça olur gönlüm uçan kuslara es

Cenab sehabeddin

11. Müf te i lün fa i lün

– . . – / – . –

Kendimi cem eyledim bahr-i musaffa gibi

Gökte süreyya gibi levh-i mualla gibi

12. Mef u lü fa i la tün (Müs tef i lün fe u lün)

– – ./ – . – – ( – – . – . – – )

Sözüm sirayet itse Mecnun-i na-murada

Kuslar kebab olurdu basindagi yuvada

Hayali

13. Mef u lü fa i la tü me fa i lü fa i lün

– – ./ – . – . / . – – ./ – . –

Aldin hezar bütgedeyi mescid eyledin

Nakus yerlerinde okutdun ezanlari

Baki

14. Me fa i lün fe i la tün me fa i lün fe i lün

. – . – / . . – – / . – . – / . . –

Gaminla ülfetimiz var süruru n'eyleyelim

Safa-yi hatirimiz yok huzuru n'eyleyelim

Naili

15. Fe i la tün me fa i lün fe i lün

. . – – / . – . – / . . –

Yine bir afitaba düstü gönül

seh-i ali-cenaba düstü gönül

Hayreti

16. Fe u lün fe u lün fe u lün fe ul

. – – / . – – / . – – / . –

Ne mir ü ne pasaya et iltica

Rahim ü kerim çün Hudadir Huda

seref Hanim

17. Mü te fa i lün fe u lün (Fe i la tün fa i la tün)

. . – – – / . – – ( . . – – / – . – – )

Ne beyan-i hale cür'et ne figana takatim var

Ne reca-yi vasla gayret ne firaka kudretim var

Vasif

Yazan : Haykiris | 20.May.2011 10:20:26 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 190 | Yazdır | Gönder | Word
» Yapılan Yorumlar
Henüz Yorum Yazılmamış Siz birtane yazın..
Editörü Aç

» İlgini Ceke Bilecek Faydali Bilgiler
Deyimler,Deyim Örnekleri&#
İzlenme : 4605
Internet Ne Kadar Güvenli?
İzlenme : 462
ABDÜLHAKiM HÜSEYNi
İzlenme : 90
Deniz Suyunun Hareketleri
İzlenme : 192
ABDURRAHMAN NESiB EFENDi
İzlenme : 84
Bati Avrupa Birligi nedir acik
İzlenme : 111
Bagisiklik nedir aciklamasi an
İzlenme : 136
Akarsu nedir ?
İzlenme : 212
Atmosferdeki Nem Orani
İzlenme : 315
ABDÜLHAK MOLLA
İzlenme : 69
 
 » Hit Faydali Bilgiler
Fil, Fillerin Özellikleri,
Yerlesme nedir
Deyimler,Deyim Örnekleri,An
Kesir ÖlçeGi Çizgi ÖlçeGe Çevirme
Ayasofya hakkinda bilgiler
Avsarlar Nedir Kimdir, Avsarlar
Depremin Etkileri ve Korunma Yollar
Arabi Aylar nedir hesablanmasi anla
iç Anadoluda Yetisen Tarim Ürünleri
Firtina Nedir, Firtina Nasil Ol
Göl Tipleri ve özellikleri kaca ayr
Türkiyede Ulasim Türleri
Anadolu Nedir?
Deprem nedir kaca ayrilir?
Baykus nedir aciklamasi nerede yasa
SoGuk Yerel Rüzgarlar nelerdir ve i
Sicaklik Kusaklari
Transgresyon,Regrasyon nedir
 » Yeni Faydali Bilgiler
Bel Agrisi korunma yollari tedavile
Bel Agrisinin Sebepleri nelerdir
Bel Agrisi nedir aciklamasi anlami
Bektasilik nedir aciklamasi anlami
Bekçi nedir görevi nedir aciklamasi
Behmeniler nedir kimlerdir aciklama
Behçet Hastaligin Belirtileri neler
Behcet Hastaligi nedir aciklamasi a
Behailik nedir inanc aciklamasi anl
Begonya nedir aciklamasi bitkisi an
Bedir Savasi nedir kimlerle oldu ac
Bedesten nedir aciklamasi carsisi n
Beden Egitim nedir aciklamasi tarih
Bazalt nedir aciklamasi volkanik ka
Baz nedir aciklamasi bilesikleri an
ADALETNAME -- ACIKARPUZ Citrullus colocynthis -- DÜNYA EDEBiYATI -- Babiali nedir aciklamasi anlami -- Antoloji nedir aciklamasi anlami -- Atropin nedir tedavisi kullanisi zehirle -- Avcilik nedir kime denir kaca ayrilir ac -- Harita Çizimi -- ABDÜLKERiM CiLi -- ABDUH -- ABDÜLEZEL PAsA -- istiklal Marsi’nin Kabulü,12 mart 19 -- ABBAS HiLMi - I ve II -- Altimetre -- Anne sütü nedir faydalari aciklamasi anl -- At Meydani nedir aciklamasi anlami -- Arabesk nedir anlami aciklamasi -- Buzul Türleri nelerdir -- Azrail kimdir nedir aciklamasi -- Amplifikatörler (Yükselteçler) -- AÇI nedir aci cesitler konusu -- Alp -- Mantodaki Alçalici-Yükselici Hareketler -- Asiyan nedir aciklamasi anlami -- ABDALiYE DEVLETi -- iç Anadoluda Yetisen Tarim Ürünleri -- ABDULLAH BiN REVAHA -- Amentü -- Ayiüzümü nedir aciklamasi nerede yetisir -- Bas AGrisi nedir aciklamasi anlami --
Reklam   -   İletişim   -   Tavsiye Et   -   Künye   -   Gizlilik İlkeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 /// /// // //  /  Faks : +90 /// /// // //
RSSfacebooktwitter
Yazılım : C.C.P - Tasarim : Haykiris.net
porttakal
Yahoo bot last visit powered by Haykiris.Net