Mahreçler Kanunu: Mahreç satis sürüm sürüm yerleri anlamina gelir.Bu kanuna göre ekonominin tamaminda talep yetersizliginden veya diger deyimle asiri üretimden kaynaklanan gayri iradi issizligin ortaya çikmasi mümkün degildir.bu kanuna göre arzda meydana gelen her artis kendisi kadar bir talep artisina yol açmakta yani "her arz kendi talebini yaratmaktadir" Her arz kendi talebini yaratacagindan toplam talep toplam arza esit olacaktir.
insanlar ihtiyaci olan mallardan almak için kendi ürettigini satar yoksa amaç para almak degildir;para yalnizca kendi ihtiyaçlarini temin etmek için kullandigi bir araçtir.insan ihtiyaci olan mallardan daha çok almak için daha çok üretecek böylce bosta üretim faktörü kalmayacak ekonomi tam istihdama kavusacaktir.Mahreçler kanunu'nun geçerlilik kosulu herseyden evvel kazanilan gelirlerin tümünün çok kisa zamanda harcandigi varsayimidir.Fakat insanlar gelirlerinin bir kismini tasarruf eder.Bu durumda ekonomide toplam talep arz edilen mallardan daha az olur.Böylece talep yetersizligi ve buna bagli issizlik hali ortaya çikar.Bu da ekonominin tam istihdamda olmadigini gösterir.Tasarruflar nedeniyle ekonomide ortaya çikabilecek bu aksakligin geçerli olmayacagini da Klasik iktisatçilar faiz teorisi ile ortaya koymaya çalismislardir.
Faiz Teorisi: Klasik iktisatçilara göre faiz sermayenin fiyatidir.Bu fiyat ya da bedel tasarruf edene tüketimden feragat ettigi için ödenmekte ve tasarruflar ekonomiye kazandirilmaktadir. Böylece gelirlerin tümü harcandigindan toplam arz toplam talebe esit olacaktir.
Tasarrufu mütesebbisler talep eder. Amaçlari yatirim yapmaktir.Faiz yükseldikçe yatirimlar azalir çünkü girisimcilerin kari azalir.
Ücret Teorisi: Klasik iktisatçilara göre emek arz ve talebinin kesistigi yer ücret miktari ve istihdam düzeyini belirler.Kaldi ki teori geregi emek arzi ve talebinin kesistigi yerde ekonomi tam istihdamdadir.
emek arzini çalismanin marjinal zahmeti(çalisilan sonuncu saatin verdigi zahmet) ve çalisma ile elde edilen gelirin marjinal faydasi belirler.Buna göre emek arzi dogrudan dogruya ücretin fonksiyonudur.Fakat bu nominal degil reel ücrettir.Reel ücret nominal ücreti fiyatlar genel düzeyine(P) bölerek bulunur.
Klasik Fiyat Teorisi: Para teorisinde gördügümüz miktar teorisinin benzeridir.Bu teoriye ekonomide para arzinda bir artis oldugunda daha fazla harcama olacak daha fazla üretmek mümkün olmadigindan(ekonomi tam istihdamda) bu harcama fazlasi fiyatlar genel düzeyinde bir artisa yol açacaktir.
Modern istihdam Teorisi: Ekonominin kendiliginden dengeye gelmedigini devletin ekonomiye müdahale edecek bir iktisat politikasi olmasi gerektigini söyler. Ekonominin eksik istihdamda da dengeye gelebilecegini iddia eder. Bu teoriye göre toplam arzin toplam talebe, gelirlerin harcamalara, tasarruflarin yatirimlara, emek arzinin emek talebine esit olmasi geçici bir tesadüftür.Tasarruflarin faizin degil gelirin bir fonksiyonu oldugu kabul edilir.Ayrica faizin sermaye arz ve talebine göre degil para arz ve talebine göre tesekkül ettigi ileri sürülmüstür. Tüm bu görüslerin fikir babasi Keynes'dir.Keynes'in damgasini vurdugu modern istihdam teorisine göre bir ekonomide milli gelirin hangi düzeyde olacagini o ülkenin ship oldugu üretim kapasitesi belirler.istihdam arttikça üretim kapasitesi daha çok kullanilacak böylece daha fazla mal ve hizmet üretilecek yani milli gelir artacaktir.istihdam düzeyini ise girisimcilerin piyasa hakkindaki beklentileri belirler.