Kuvvet, kudret sahibi bir hükümdar tarafindan diger kabile, devlet veya devletlere bazi haklar tanimak ve karsilikli haklari garanti altina almak için tek tarafli hazirlanan belge.
islamiyetin ilk zamanlarinda Müslümanlar Medine-i münevvereye hakim olunca, Resulullah sallalahü aleyhi ve sellem kabilelere ahidnameler verdiler. Resulullah efendimizin Hiristiyan ve Yahudilere verdikleri ahidnameler meshurdur. Hazret-i Ebu Bekr ve hazret-i Ömer de ahidnameler vermislerdir. Hazret-i Ebu Bekr kumandanlarindan Halid bin Velid'e gönderdigi ahidnamesinde; "Ey Halid! Gizli ve açik her isinde Allahü tealadan kork. O'nun emirlerini yerine getirmekte büyük gayret göster. Allahü tealadan vazgeçip, O'ndan baskasina yönelenlerle ve islamdan dalalete, cehalete ve seytanin isteklerine dönenlerle cihat et. Hangi irktan olursa olsun, islamiyeti kabul edenin bu icabetini kabul et. Gerek iyilikle gerekse kiliçla, islama davet olunan kimseye adaletle muamelede bulun. Allahü tealaya imana davet olunan kimse bu daveti kabul ederse ona asla zarar verme." buyurmustur. Yine hazret-i Ömer, Kudüs ahalisine yazdigi ahidanesinde; varliklari, hayatlari, kilise, havra ve manastirlari hakkinda onlara teminat vermistir. Daha sonra kurulan islam devletlerinde de ahidnameler verildigi ve ahdedilen seye, her türlü kötü sartlara ragmen, riayet edildigi görülmektedir.
Osmanli sultanlari da devletin kurulusunun hemen baslarindan itibaren çesitli devlet ve topluluklara ahidnameler vermislerdir. Osmanli sultanlari, ahidnamelerini iki nüsha olarak yazdirirlardi. Nüshalarin biri Türkçe digeri de taraf devletin dili ile olurdu. Osmanli ahidnameleri umumiyetle ferman ve name-i hümayunlarda oldugu gibi, dokuz bölümden meydana gelirdi:
1)Tugra. 2) Unvan, padisahin unvanini bildiren cümleler. Umumiyetle bu cümleler "nisan-i alisan" veya "nisan-i hümayun-i alisan..." ifadeleri ile baslardi. 3) Elkab; ahidname gönderilen kimsenin lakabi. 4)Dua; muhataba dua cümlesi. 5) Nakil ve iblag, söz konusu olan meselenin evveliyati ve yeni durumu ile ilgili ve bildirilmek istenen hususlarin izah edildigi cümleler. 6)Emir ve hüküm; karsi tarafa netice olarak bildirilen ilgili hükümler. 7) Tekid; hükümlerin yemin ile karsi tarafa bildirilmesi. 8)Hatime; bitirme cümleleri. 9) Tarih ve yer; ahidnamenin yazildigi yer ve tarih kaydini bildiren son cümleler. Ahidnamelerin tekid kisminda yemin bulunuyorsa da bu sartli yemin seklindedir. Yani karsi tarafa gönderilen sartlara uyuldugu müddetçe hiçbir müdahale görmeyecek, aksi taktirde (ahdi bozdugunda) verilen söz yerine getirilmeyecek ve gerektigi zaman müdahale edilecektir.
Ahidnameler Amedi Kaleminde hazirlanarak tugra çektirilirdi. Bir nüshasi elde, digeri ise karsi devlet nezdinde bulundurulur, resmi sicillerle tescil olunarak ayrica, bir sureti ahidname defterlerine yazilarak, muhafaza olunurdu.
Herhangi bir sefer yani harp dolayisiyla veziriazam serdar-i ekremlik (bas kumandanlik) vazifesiyle cepheye hareket ederken, adet oldugu üzere, bütün ilgili ahidnameler beraberinde götürülür ve lüzumu halinde bunlara bizzat müracaat olunarak; askeri, siyasi veya iki devleti ilgilendiren ve ahidnamelerle tesbit olunan konular isiginda hareket edilerek meseleler çözüme baglanirdi.
1768 senesinde açilan seferde, sadrazamin reisülküttaba yazdigi bir emir geregince, ahidnamelerin birer sureti adet olmadigi halde, ilk defa yazdirilip istanbul'da birakildi ve asil ahidnamenin bulundugu defterler ordu ile beraber götürüldü.
Ahidnamelerde devletlerarasi ticari, siyasi, askeri ve harb hukuku ile ilgili mühim meseleler ile basta diplomatik kaideler, diplomasi hukuku ve devletlerarasi hukuk sahalarinda misli görülmemis medeni davranislarin parlak ve pek sanli misalleri ortaya konulmustur. Ahdnameler, Osmanli adaletinin bütün insanliga medeniyet ve hukuk sahasindaki basarilarinin essiz nümuneleri olarak isik tutmaktadir. Ahidnameler, milli arsivlerimizde ve bazi Avrupa arsivlerinde muhafaza edilmekte ve ilmi tedkiklere açik tutulmaktadir. Bir kismi ise matbu veya el yazmasi halindeki Münseat, Mücahedat ve Mukavelat mecmualarinda bulunmaktadir.